Select Page

Wothko?

Pek yakında burada.

İnceleme – Karakomik Filmler 2

Ne kara ne komik bir deneme.
Tarih: Ağustos 4, 2020
Karakomik Filmler 2 - Deli adlı filmin bir afişidir.
Karakomik Filmler 2 - Deli, aşık bir taksi şöförünün başına gelenleri anlatıyor.

Cem Yılmaz son filmi Karakomik Filmler ile aradığını bulamadı. Hem gişede hem de eleştirmen nezdinde çakılan bu seri Cem Yılmaz’ın filmografisi içerisinde hemen hemen herkes için ne yazık ki en zayıf halka olarak gösteriyor. Biz de filmlerin, Netflix platformuna gelmesi vesilesiyle filmleri izleme şansı yakaladık.

Cem Yılmaz kendisinin mütemmim cüzi haline gelen Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven ve Can Yılmaz ile birlikte yer aldığı serinin şimdilik ve umarız ki son filmi Karakomik Filmler 2 yine iki filmden oluşuyor; Deli ve Emanet. Deli filminde aşırı aşık bir taksi şoförünün gece vakti taksisine aldığı garip müşterisi sebebi ile başına gelenleri, ikinci film Emanet’ de ise bir yetenek yarışması için İstanbul’ a gelen dansçı birisinin başından geçenleri izliyoruz.

Seri yine ilk filmden kendisine miras yapı taşlarını muhafaza ediyor ve bir tanesi mesaj içerikli diğeri ise hikâye ağırlıklı iki film sunuyor izleyicisine.

Seriyi uzun uzun eleştirmek ve incelemek yerine genel olarak Cem Yılmaz, Cem Yılmaz filmografisi ile Emanet ve Deli filmleri özelinde akılda kalanları vurgulasak sanırım daha iyi olacak.

Öncelikle Cem Yılmaz, uzunca bir süredir ısrarla yapmaya çalıştığı, “auteur sinema” tutkusunu bir kenara bırakmalı ve gayet başarılı olduğu asıl iş olan senaryo ve oyunculuğa geri dönmeli. Cem Yılmaz defalarca kez kanıtlandığı üzere yönetmenlik işini kotaramıyor. Özellikle de yönetmenliği “auteur bir yönetmen” gayreti ile yapmaya çalıştığında iş iyice çığırından çıkıyor. “Ben istedim, imkanım da var üstelik çok rahat yaptım.” Sinemasına artık bir son vermeli Cem Yılmaz. Hokkabaz, Gora ve Her Şey Çok Güzel Olacak gibi örnekler varken Cem Yılmaz’ın kifayetsiz “auteur sinema” tutkusunu rafa kaldırmanın zamanı geldi.

Cem Yılmaz’ın “chaotic evil” karakterlerinin gittiği bir yer bence artık yok. İki Arada filminde bozuk dişleri ve işini kaybetmemek için yapabileceği her şeyi yapmaktan geri durmayan karakterinden sonra bu filmde de sadece kendi egosu ve istekleri için her şeyi yapan bir dansçıyı izliyoruz. Bu karakterler ile seyirci olarak herhangi bir bağ kurmamız pek mümkün değil, karakterlerin seçimleri o kadar egoist ve motivasyonları ile yönelimleri o kadar kötü ki ister istemez karakterler iki boyutlu oluyor. Eleştirmenlerin ve izleyicilerin azınlık olan bir kısmının bu “chaotic evil” karakterlerden bir “Joker” çıkartma gayreti şüphesiz absürt.

Deli filminde genel bir Alacakaranlık Kuşağı havası var. Fakat film maalesef gerçekçi mi yoksa gerçeküstü mü olacağım sorusuna cevap verememiş ve arafta kalmış. Senaryo hayatın olağan akışı içerisinde olduğu iddiası ve zekiyim varsayımı ile inşa edilmiş fakat filmin özellikle “ET” ayrıntısı müthiş saçma, kabaca ifade etmek gerekirse “One Flew Over The Cuckoo’s Nest” göndermesi üzerine kurulu ama senaryo bu göndermeyi kaldırmadığı için resmen ezilmiş. Sanırım uzun uzun laflar etmeye gerek yok, filmi izleyen herkes “EKT”nin senaryoda iddia edildiği gibi bir şey olmadığını biliyor.

Emanet’in temel motivasyonu olan televizyon eleştirisi maalesef hem yöntem hem de üslup anlamında yavan. Üstelik bu eleştiri artık demode. Günümüzde kimsenin televizyon izlemediğini, televizyon izleyen kesimin çoktan azınlığa düştüğünü düşünürsek, üstelik Netflix, Youtube gibi platformların günümüzdeki ivmesini hesaba katarsak 2019 senesinde halen televizyon eleştirisi yapmak demode kalıyor.

Diğer yandan intihal gibi bir iddiam şüphesiz yok fakat Emanet’ in “kendisini yetenekli sanan, kırsaldan büyük şehre televizyondaki yetenek yarışmasına Michael Jackson dansı ile katılmak isteyen kişi” hikayesi de maalesef çoktan yapıldı. Emrah Serbes’in 2016 basım yıllı Deliduman adlı romanı hali hazırda bu fikri kaba bir benzetme ile işlemiş durumda.

Özetlemek gerekirse Cem Yılmaz “auteur sinema” yolcuğuna artık bir son verip yönetmenliği, “Cem Yılmaz Sineması” iddiasına son verirse kendisi özellikle de biz izleyicileri için en güzeli olacak. Biz izleyiciler artık Arog, Arif v 2016, Karakomik Filmler gibi filmler izlemek istemiyoruz.

Cem Yılmaz’a yapılan en tatlı eleştiriyi yine Cem Yılmaz kendisi yaptı sanırım: “Benim niyetim eğlence sineması ile ödüllü filmleri kaynaştırmaktı ama niyetim şöyle gerçekleşti: Ben Nuri Bilge Ceylan milyonlarca izlensin isterken, ben bu sefer Nuri Bilge Ceylan kadar izlenmeye başlandım.”

Keşfetmeye devam et.

İzlanda Müziği

Zaman içinde İzlanda’dan çıkan müziği daha da tanıdıkça ve belli yapımlarda dinleme şansını yakaladıkça, aralarından bazı bestecilerin müziğine kendimizi daha yakın hissedebiliriz.

Tiyatronun Hakiki Başlangıcı

Başlangıçlarda olduğu gibi tarihsel kesintiler ve yeniden başlangıçlarda da tarihsel bir zaruretin izine rastlamak kolay değil.

Jodorowsky ve Dune

Yeni Dune uyarlamasını beklerken, Jodorowsky’nin 46 yıl önce yarım kalan hayalini yeniden ziyaret ediyoruz.

İnceleme – Disco Elysium

Disco Elysium sıradan bir detektif romanı gibi başlıyor: Hafızasını yitirmiş bir karakter, dağınık bir oda ve çözülmesi gereken bir vaka.