Karakomik Filmler 2

Ne kara ne komik bir deneme.
6 August 2020 | 
Karakomik Filmler 2

Cem Yılmaz son filmi Karakomik Filmler ile aradığını bulamadı. Hem gişede hem de eleştirmen nezdinde çakılan bu seri hemen hemen herkes için Cem Yılmaz’ın filmografisinin ne yazık ki en zayıf halkası gibi görünüyor. Filmlerin Netflix’te yayımlanması vesilesiyle bizler de yeniden izleme şansı yakaladık. 

Cem Yılmaz kendisinin mütemmim cüzi haline gelen Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven ve Can Yılmaz ile birlikte yer aldığı serinin şimdilik ve umarım ki son filmi Karakomik Filmler 2 yine iki filmden oluşuyor; Deli ve EmanetDeli aşırı aşık bir taksi şoförünün gece vakti taksisine aldığı garip müşterisi sebebi ile başına gelenleri, Emanet ise bir yetenek yarışması için İstanbul’a gelen bir dansçının başından geçenleri anlatıyor. 

Deli filminde genel bir Alacakaranlık Kuşağı havası var, ama film maalesef gerçekçi mi yoksa gerçeküstü mü olacağım sorusuna cevap verememiş ve arafta kalmış. Senaryo hayatın olağan akışı içerisinde zekice bir hikâye olma iddiasıyla inşa edilmiş, fakat hem zorlama tesadüfleri hem de “EKT” gibi gerçekliği yansıtmayan ayrıntılar bu iddiayı zayıflatmış. “EKT” ve hastane teması ile One Flew Over The Cuckoo’s Nest‘e yapılan zengin göndermeler senaryonun zorlama detaylarıyla işlenememiş ve pek de keyif vermeyen absürt bir hal almış.

Emanet’in temel motivasyonu olan televizyon eleştirisi maalesef hem yöntem hem de üslup anlamında yavan kalmış. Üstelik günümüzde kimsenin televizyon izlemediğini, televizyon izleyen kesimin çoktan azınlığa düştüğünü düşünür ve Netflix, Youtube gibi platformların günümüzdeki ivmesini hesaba katarsak, 2019 senesinde halen televizyon eleştirisi yapmak demode kalıyor.

Mesela Emanet’in “kendini yetenekli sanan, kırsaldan büyük şehre yetenek yarışmasına Michael Jackson dansı ile katılmak için giden kişi” hikayesini Emrah Serbes’in 2016’da yayımlanan Deliduman adlı romanı da kaba bir benzetme ile işlemiş durumda.

Serinin ilk filminin temel yapı taşlarını muhafaza eden Karakomik Filmler 2 biri mesaj içerikli diğeri ise hikâye ağırlıklı iki film sunuyor izleyicisine. Fakat her iki film de gösteriyor ki Cem Yılmaz defalarca kez kanıtlandığı üzere yönetmenlik işini kotaramıyor. Özellikle de yönetmenliği Nuri Bilge Ceylan ya da Jean Luc-Godard gibi “auteur bir yönetmen” gayreti ile yapmaya çalıştığında iş iyice çığırından çıkıyor.

Mesela Cem Yılmaz’ın yönetmen sinemasının önemli bir parçası olan kaotik kötü karakterlerinin maalesef ki hikâyeyi karanlıklaştıran bir tarafı yok. İki Arada filminde bozuk dişlerini onarmak ve işini kaybetmemek için yapabileceği her şeyi yapmaktan geri durmayan karakterinden sonra bu filmde de sadece kendi egosu ve istekleri doğrultusunda hareket eden bir dansçıyı izliyoruz. Bu karakterler ile seyirci olarak herhangi bir bağ kurmak pek mümkün değil, ama daha önemlisi karakterlerin seçimleri o kadar egoist, motivasyonları o kadar kötü ki, ister istemez iki boyutlu olmanın ötesine geçemiyorlar. Eleştirmenlerin ve izleyicilerin azınlık olan bir kısmının bu kaotik kötü karakterlerden derinlikli bir “Joker” çıkartma gayreti şüphesiz absürt. 

Özetlemek gerekirse, Cem Yılmaz yönetmen sineması yolculuğuna artık bir son verip yönetmenliğinde “Cem Yılmaz Sineması” iddiasını bırakırsa kendisi ve özellikle de biz izleyicileri için en güzeli olacak gibi duruyor. Cem Yılmaz’ın senaryo yazarı ve oyuncu olarak başarıları göz önüne alındığında, HokkabazGora ve Her Şey Çok Güzel Olacak gibi örnekler varken biz izleyiciler artık ArogArif v 2016, veya Karakomik Filmler gibi filmler izlemek istemiyoruz. 

Sonuçta Cem Yılmaz’a yapılan en tatlı eleştiriyi yine Cem Yılmaz kendisi yaptı sanırım: “Benim niyetim eğlence sineması ile ödüllü filmleri kaynaştırmaktı ama niyetim şöyle gerçekleşti: Ben Nuri Bilge Ceylan milyonlarca izlensin isterken, ben bu sefer Nuri Bilge Ceylan kadar izlenmeye başlandım.” Bu sözler üzerine akıllarda kalan soru ise şu: Cem Yılmaz’ın filmi gerçekten ödüllü bir film kalitesinde olduğu için mi az izlendi?

Bu bir reklam olabilirdi.

Reklam vermek için hemen iletişime geçin.

Bunlar da ilginizi çekebilir.

İzlanda Müziği

İzlanda Müziği

Zaman içinde İzlanda’dan çıkan müziği daha da tanıdıkça ve belli yapımlarda dinleme şansını yakaladıkça, aralarından bazı bestecilerin müziğine kendimizi daha yakın hissedebiliriz.
Gerçeklik Hayli Karmaşıktır

Gerçeklik Hayli Karmaşıktır

Tarihsel anlamda başlangıç olgusu kronolojik anlamda geride bıraktığımız bir olay olmaktan çok, güncel tarihin, şimdinin ve geleceğin içinde yaşamakta olan bir nüve olarak karşımıza çıkıyor.

Pin It on Pinterest