İzlanda Müziği

Zaman içinde İzlanda’dan çıkan müziği daha da tanıdıkça ve belli yapımlarda dinleme şansını yakaladıkça, aralarından bazı bestecilerin müziğine kendimizi daha yakın hissedebiliriz.
12 October 2020 | 
Björk - Post Albüm Kapağı

Uzun zamandır popülaritesi artan İzlandalı grup ve müzisyenlerin, son yıllarda birçok farklı yapım içinde film müziklerini de bestelediklerini gördükten sonra, İzlanda müziği üzerine birçok kişinin ilgisi daha da yoğunlaşmaya başlamıştır diye düşünüyorum. Bazı bestecilerin aldığı Oscar ödülleri, en çok izlenen dizi ve filmlerin müziklerini yapıyor olmaları, dünya çapında ülkeden çıkan müziği son on yıllık zaman dilimi içinde çok daha görünür bir hale getirdi. Bu ilişki çerçevesinde yakın dönemden birçok kişinin aklına ilk gelecek olan yapımlar muhtemelen HBO dizisi ChernobylJoker ve Mandy gibi ödül alan başarılı filmler olacaktır ve bu bağlamda ayrıca bir liste oluşturmak gerekirse de, epey uzun bir liste ortaya çıkıyor ve bu yapımlar bizi birçok sanatçıyla ve onların sıklıkla rastlayamayacağımız türde ilginç tekniklerini de keşfetmemizi sağlıyor.

Björk, Sigur Ros ve GusGus gibi birçok müzisyen ve grup dünya çapında büyük festivallerde uzun yıllar boyunca sahne alarak, adadan çıkan müziğin aslında post-rock gibi tek bir tür içine sığmadığını uzun zamandır ortaya koyuyor. Streaming öncesi dönemde, konser, festival ve yayınlanan yeni albümler sayesinde müziğin belli bir kitleyle buluşması, bazı grupları doğal olarak daha ön plana çıkartıyordu. Bizi ‘Icelandic Music’ kavramıyla tanıştıran ve adadaki doğal güzellikleri de bu eksende, etkileyici bir sinematografiyle aktaran bir belgeselden de bahsetmek gerekiyor sanırım öncelikle; 2007 yapımı Heima adlı belgesel, Sigur Ros grubunun 2006 yazında İzlanda’ya giderek, adanın öncelikle kırsal kesimlerinde ve finalde Björk’le beraber Reyjkavik’te verdiği flashmob (önceden duyurulmayan) konser serisinden oluşuyor, ayrıca adada yaşayanlarla yapılan samimi röportajlar da, ülkede yaşayanların burada üretilen kültür üzerinden birbirine olan bağlılıklarını gözlemleme fırsatı sunuyor. Bu başarılı belgesel sayesinde etkileyici bir müzikal yolculuğa çıkmak, ülkeden çıkan diğer sanatçılara karşı da büyük bir merak uyandıracaktır. Bu yüzden, ülkenin müziğini daha geniş bir kitleyle buluşturması anlamında, öncü bir yapım olarak Sigur Ros: Heima her zaman izlenmeye değer bir belgesel olarak kalacaktır.

Zaman içinde İzlanda’dan çıkan müziği daha da tanıdıkça ve belli yapımlarda dinleme şansını yakaladıkça, aralarından bazı bestecilerin müziğine kendimizi daha yakın hissedebiliriz, benim için o sanatçılardan bir tanesi, keşfettiğim andan itibaren Jóhann Jóhannsson olmuştu, başarılı bir besteci olmasıyla beraber, prodüktör olarak da ön plana çıkan bir sanatçıydı. Klasik müzikle elektronik müziği geleneksel olarak birleştiren ve özgün işleri sayesinde hızla duyulan bir besteciydi kendisi. En deneysel çalışmalarından biri olan, dördüncü stüdyo albümü IBM 1401, A User’s Manual, IBM’in 1401 model bilgisayarının kullanma kılavuzundaki ses kayıtlarını, elektronik müzik tonları ve ağırlıklı olarak yaylıların olduğu klasik müzik enstrümanlarıyla harmanlayarak oluşturduğu, ambient türü içine de girebilecek bir albümdür. Bu tip deneysel çalışmalarla beraber, enstrümantal anlamda da bestecinin belli bir sınırı olmadığı için, müziklerini yaptığı film türleri ne kadar birbirinden farklılık gösterse de, izleyici deneyimi açısından etkisini her zaman göstermiştir. 2018 senesinde, en üretken olduğu dönemde hayata veda eden bestecinin birçok projesi de ne yazık ki yarım kalmıştır, buna rağmen solo albümleri yanında çok sayıda film ve dizi müziğine imzasını atmayı başarmıştır Jóhannsson.

Johannsson ile yakın arkadaşlıkları olan ve Mary Magdalene gibi bazı yapımlarda da birlikte çalışan, film sektöründe de önemli bir yeri olan İzlandalı başka bir besteci ise Hildur Guðnadóttir isimli çellisttir. Joker filmi için yarattığı müzikler aracılığıyla Altın Küre ödülünü kazanan besteci, yakın dönemde Chernobyl dizisi için yaptığı kayıtlarla ve kullandığı farklı tekniklerle de çok bahsedilen bir isim olmuştu. Bestecinin üretim aşamasını anlamak için bazı çalışmaları incelendiğinde, en göze çarpan işi,  Çernobil’de yaşanan felaketin boyutunu hissedebilmek ve bestelerine aktarabilmek için, çekimler başlamadan kısa süre önce eski bir nükleer santrale gitmesi ve dizideki müziklerin çoğunu santralde topladıkları ham ses kayıtları üzerine yaptığını aktarması oluyor. Bu özenli ve oldukça özgün teknik süreç sonucunda, dizinin atmosferinin izleyen hemen hemen herkes için, belli yerlerde aynı boğucu hissi yarattığı birçok yorumdan anlaşılıyordu. Çok popüler olan işleri yanında, kendisi yakın geçmişte Türk yönetmen Reha Erdem’in filmi Jîn için de müzik yapmıştır ve yine başka bir yerli film olan İşe Yarar Bir Şey filminde yönetmen Pelin Esmer bestecinin ‘Strokur’ parçasını kullanmıştı.

‘Icelandic Music’ çerçevesinde bakıldığı zaman, yukarıda kısaca bahsettiğim besteciler dışında uzayacak bir liste ve üstüne konuşulmaya değer, keşfedilecek başka sanatçılar var elbette, fakat bu konuyla ilgili ikinci bir devam yazısı düşündüğüm için, bu yazıyı, içinde birkaç nordik polisiye ve bazı deneysel filmlerin de olduğu bir öneri listesiyle sonlandırıyorum, izleyecek olanlara bu büyüleyici müzikler eşliğinde keyifli seyirler.

  • Nói Albínói (2003) Yönetmen: Dagur Kári
  • Life in a Fishbowl (2014) Yönetmen: Baldvin Zophoníasson
  • Trapped (2015 – …) Yaratıcı: Baltasar Kormákur
  • Broadchurch (2013-2017) Yönetmen: Chris Chibnall
  • Of Horses And Man (2013) Yönetmen: Benedikt Erlingsson
  • Woman at War (2018) Yönetmen: Benedikt Erlingsson
  • The Juniper Tree (1990) Yönetmen: Nietzchka Keene
  • A White, White Day (2019) Yönetmen: Hlynur Pálmason
  • Last and First Men (2017) Yönetmen: Jóhann Jóhannsson

Bu bir reklam olabilirdi.

Reklam vermek için hemen iletişime geçin.

Bunlar da ilginizi çekebilir.

İzlanda Müziği

İzlanda Müziği

Zaman içinde İzlanda’dan çıkan müziği daha da tanıdıkça ve belli yapımlarda dinleme şansını yakaladıkça, aralarından bazı bestecilerin müziğine kendimizi daha yakın hissedebiliriz.
Gerçeklik Hayli Karmaşıktır

Gerçeklik Hayli Karmaşıktır

Tarihsel anlamda başlangıç olgusu kronolojik anlamda geride bıraktığımız bir olay olmaktan çok, güncel tarihin, şimdinin ve geleceğin içinde yaşamakta olan bir nüve olarak karşımıza çıkıyor.

Pin It on Pinterest